EĞİTİM Haber Girişi : 08 Ağustos 2020 21:31

TRT Genel Müdürü Eren: Dijital alan iletişim mecraları ile rekabet halinde

TRT Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İbrahim Eren, konuk olduğu TercihFest'te, "Dijital alan, 10 yıldır müthiş bir ivme içerisinde ve geleneksel iletişim mecraları ile rekabet halinde" dedi.

İbn Haldun Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi, çevrim içi tercih etkinliği düzenledi.

TercihFest’e katılacak üniversite adayları, düzenlenen konferans ve söyleşilerde; iş, sanayi, ticaret, teknoloji, medya ve kültür dünyasının önde gelen isimlerinin, önde gelen şirket yöneticilerinin ve devlet adamlarının tecrübelerini dinleyerek, kariyerlerine dair merak ettiklerini istişare etme fırsatı yakalıyor.

TRT Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İbrahim Eren, üniversite adayı öğrencilere danışmanlık hizmeti vermek amacıyla düzenlenen TercihFest'e konuk oldu.

TRT Genel Müdürü Eren, medya ve iletişim alanında tercih yapacak adaylara tavsiyeler verdi. Eren, "Kendi ilgi alanınızı keşfetmek için bolca çalışmak, staj yapmak, okumak, sektöre girmek gerekiyor. Bunun için de pes etmeden gayret etmek gerekiyor." dedi.

"Kendi ilgi alanımı keşfetmeye çalıştım"

Üniversite yaşamından bahseden Eren, "Medya ile ilgim üniversite zamanında başladı. Üniversite derslerimin yanı sıra medya ile ilgili sektörde hazırlıktan itibaren çalışmaya başladım. 4-5 yıl boyunca da hep çalıştım. Kendi ilgi alanımı keşfetmeye çalıştım. Medyada merak ettiğim konular vardı onlarla ilgili bilgiler edindim. O zamanlar animasyon yapmaya başladım, yazılım yeni çıkmıştı bir yandan da yazılım öğreniyordum. İşin keyif aldığım bir yerinden tutmaya başladım. Bununla beraber de kendi yeteneklerimi keşfetmeye çalıştım. Sonuçta 19-20 yaşında bir gençsiniz üniversitede bir bölüm tercihi yapmışsınız fakat hayatta bir meslek tercih etmemişsiniz. Bölümünüzü okuyacaksınız ve bir mesleğiniz olacak diye hayal ediyorsunuz. İşte o mesleği üniversite hayatı boyunca keşfetmek lazım." sözlerini kullanan Eren sözlerini şöyle sürdürdü:

Kendi ilgi alanınızı keşfetmek için bolca çalışmak, staj yapmak, okumak, sektöre girmek gerekiyor. Bunun için de pes etmeden gayret etmek gerekiyor. Bu şöyle bir avantaj sağlıyor. İlk defa bir ilk görüşmesine gitmiş olmuyorsunuz. İlk defa şu iş nasıl oluyor diye kafa yormamış oluyorsunuz. Birçok üniversite öğrencisinin hayalidir mezun olunca kendi işini yapmak. Ben mesela kendi işimi yapmaya çalıştım bir müddet. İlk başta yapamadım sonra bir yerde işe girdim sonra ayrıldım tekrar başladım ikincisinde daha başarılı oldum. Hepsi birer deneyim hepsi birer yolculuk. Mezun olduktan itibaren ben de bu üniversiteden sonra işe girerken bir işe başvururken üniversitede yaşadığım bu tecrübe benim çok kıymetli oldu öğrendiğim teorik bilgilerin derslerin yanı sıra.

"TRT Yetenek Programı'na 45 bin başvuru yapıldı"

Yaklaşık benim genel müdürlüğüm 3 sene oldu. 2,5 senedir de genel müdür olduktan sonra tabi genel müdür yardımcılığı tecrübem ile de biz TRT kanununu değiştirdik. Artık TRT'ye girmeniz için memur olmanız, KPSS'ye hazırlanmanız gerekmiyor. Özel Hukuka Tabi sözleşmeli personeller alıyoruz. Yalnız kanunen yine sınav zorunluluğumuz var. Mesela TRT Yetenek programını bu sene başlattık. TRT Yetenek Programı şu demek; yeni mezun ya da mezun olalı 3 yıl olmuş adaylardan başvurular alıyoruz. Bu sene 45 bin kadar başvuru vardı. TRT'ye olan bu teveccühü de gösteriyor. 7 aşamalı bir sınav sistemimiz var. Beşinci aşamasındayız bin 500 kadar kişiye düştü. Yaklaşık 200-250 civarı arkadaşımızla TRT Yetenek Projesi kapsamında yolumuza devam edeceğiz. Bu yaklaşık 4-5 aylık bir süreç. Biz Personel Başkanlığından İnsan Kaynakları Başkanlığına doğru evrildik. Tüm değerlendirme süreçlerimiz, sınav süreçlerimiz profesyonel bir ekip tarafından hazırlanıyor. TRT'ye girmek için artık TRT Yetenek başvurularını her yıl takip etmeleri gerekiyor. Ayrıca TRT Kariyer sayfasından da kariyer.trt.net.tr sayfasında da tüm ilanlar var. Orada bazen TRT Yetenek programına dahil olmayan ilanlar da olabiliyor. İlan süreci ile gidiyoruz. İlanlarımıza başvurmaları gerekiyor. Ardından da sınav süreçlerine dahil oluyorlar. Sınav derken yanlış anlaşılmasın, yazılı sınav değil, yazılı sınav bir tane oluyor. O aşamadan sonra ödevler veriliyor. Mesela TRT'ye girdiniz ve şu departmanda çalışıyorsunuz, orada karşınıza şöyle bir olay geldi nasıl çözmek istersiniz üç dakikada anlatın deniyor. Bunlar bir komisyon tarafından dinleniyor. Aşamalarımız da bu şekilde ilerliyor. Bu program ilk defa bu yıl başladı. Bunu her sene devam ettireceğiz.

"Öğrencilerin yaşadığımız topluma dair net bilgileri olmaları lazım"

TRT'de çalışmak isteyen adayların nasıl bir donanıma sahip olması gerektiği ile ilgili de konuşan Eren, "Medya ve iletişim alanı belli kuralları olan, sizin mühendislik gibi kati formülleri olan bir alan değil. Çok hızlı değişiyor. Bu alanın temel meselesi insanı anlamak ile başlıyor. Derinlikli, entelektüel bir bilgi birikimine sahip olması gerekiyor öğrencilerin. Sosyal bilimlerin geneli ile ilgili fikir sahibi olması gerekiyor. Artık spiker diye bir kadro veya bir ihtiyacımız kalmıyor çünkü gazeteci var. Gazeteci okuduğunu anlar, yorum yapar, farklı kaynaklardan bilgi alıp bunları sentezler ve kaynakları da ayrıştırır. Bu bir gazetecidir. Bunlar bir süre sonra, gazeteciliğin içerisinde muhabirlik, editörlük yapabilirler. Ekran yüzleri iyiyse ekrana da çıkabilirler. Diğer alanda da diyelim bir eğlence içerikli içerikler veya belgesel yapacaksınız bunlarda da görüntü kaliteniz önemli, görüntünü yönetmeni olmak istiyorsanız görüntü yönetmeni olacaksınız fakat oradaki teknik bilgilerin dışında açıyı koyduğunuz zaman dünyaya ait bir fikriniz olmalı. Oradaki evi alacak mıyım, almayacak mıyım? sadece bir estetik meselesi değil. Anlattığınız bir hikaye olmalı, sizin de duruşunuz olmalı. Sizin de duruşunuz içerisinde bu bilgileri sergileyebilmeniz lazım. Öğrenciler hangi bölümü okurlarsa okusunlar özellikle iletişim bölümü öğrencilerine sosyal alanda sosyal bilimlerde kendilerini yetiştirebilmeleri lazım, seçmeli derslerini oradan alıp dünyayı anlamaya gayret etmeleri ve yaşadığımız topluma dair net bilgileri olmaları lazım." dedi.

TRT'deki dönüşüm

İş hayatı ile ilgili öncelikle iki önemli husus olduğunu düşünüyorum. Birincisi, çalışmak, gayret etmek, samimi bir şekilde çalışmak. Fakat çalıştığınız zaman da muhakkak sonuç alacaksınız diye bir şey yok. Onun için de stratejiniz olmalı. Yani sabah kalkıyorsunuz akşama kadar çalışıyorsunuz durup bir kafa yormuyorsanız, bir durup neler olup bitiyora dair bir fikriniz yoksa, 3 yıllık 5 yıllık planlarınız yoksa nereye gittiğinizi bilemezsiniz. Projeye bir stratejimiz olması, tüm projeleri çalışmamız ayrı ayrı ele almamız ve TRT'nin 3-5 yıllık geleceğine dair de stratejiyi oluşturmamız oldu. Örnek vereyim; geldiğimiz zaman ben TRT'de genel müdür yardımcısı olarak, kurumun yapısal olarak birçok derdi vardı. Benim sorumluluk alanım değil o zaman tamamen içerikten sorumluyum. Fakat yapısal konuları düzeltmeden sonuca da ulaşamıyoruz. Şöyle bir karar verdik, biz düzgün içeriği oluşturalım, gayret edelim ekipler oluşturalım düzgün içerik çıksın. Bu içeriği göre de kurumun tekrar yapılandırmasına bakalım. Şu anda geldiğimiz nokta o oldu. İlk olarak Diriliş dizisi ile başladık. Filinta'yı yaptık, Çanakkale Seddülbahir'i yaptık. Bununla beraber TRT World diye bir kanal kurduk sıfırdan. Çok özverili bir ekip ile çalıştım. Tüm ekip müthiş bir özveri ile çalıştı ve o ekip sayesinde bugün TRT World uluslararası bir kanal haline geldi. ABD Başkanı Trump'ın bile referans verdiği ve tweet ettiği bir kanal haline geldi. Uluslararası bir kanalda TRT World, neredeyse TRT markasının önüne geçti. Ben hem Asya Yayıncılar Birliği'nde hem de Avrupa Yayıncılar Birliği'nde yönetim kurulundayım. Orada gerçekten TRT World müthiş tanınıyor bir de TRT'nin dizileri. Bu stratejiyi belirlemek ve kafa yormak lazım. İletişimde okuyan arkadaşlar, bu alanlarda da ders alırlarsa, Drucker'ın temel stratejileri, değer zinciri gibi alanlarda kendilerini geliştirebilirlerse. Bu alanlardan da dersler almak çok mühim.

Medyadaki hızlı değişim

Dijital alan 10 yıldır müthiş bir ivme içerisinde ve geleneksel iletişim mecraları ile rekabet halinde. Ancak radyoyu hatırlayalım, radyo 1920'lerde çıktı 1940'larda popüler sonra televizyon çıkmaya başladı. Şarkılar yazıldı radyo ölüyor diye televizyon radyoyu öldürdü diye. Fakat günümüzde radyo hala canlanışa geçti. Dijital mecrada tekrar canlanmaya geçti. İşte burada sosyolojiyi anlamak gerekiyor. Televizyonda primetime diyorlar, radyoda drivetime diyorlar. Yani araba sürdüğünüz alanda ihtiyacınız var. Gözünüz yolda fakat kulağınız radyolarda. Demekki insanın hayatını doğru analiz ettiğimizde o bitiyor, bu bitiyor deniyor öyle bir dünya olmuyor. Bir kere alıştığımız medya mecraları devam ediyor bir şekilde yol buluyor kendine.

Siz insanı anlayıp ona göre içerik üretebildiğiniz zaman onu doğru mecralara göre ürettiğiniz zaman da, teknoloji gelişse de insanoğlu aynı kalıyor. Nesiller geçmesi gerekiyor değişmesi için. Kesinlikle dijital bir alana gidiyor. Yani ben İbn Haldun üniversitesini tebrik ederim Yeni medya ve iletişim olarak değiştirdiği için. Yeni medya ve iletişim alanında mezun olan gençlerin geleceğini parlak görüyorum.

Pandemi süreci

Pandemi döneminde TRT gibi mecralar şunu gördü büyük prodüksiyonlar yapıyoruz biz. Pandemi döneminde böyle bir prodüksiyon yapma şansınız yok. Elinizdeki ufak prodüksiyonlarla seyircinin ilgisini çekmeniz gerekiyor. İşte tam da dijitalin konusu. Geleneksel büyük konvansiyonel televizyon mecraları olarak söylüyorum sadece Türkiye değil dünyada da zorlandığımız konu da bu. Bir genç çıkıyor siz o kadar prodüksiyonlar, yatırımlar yapıyorsunuz sizden daha fazla izleniyor. İşte bu bir geçiş dönemi bu ikisi birleşecek. Bu birleştiği zaman önde olabilmek için bizim gibi kanalların buraya yatırım yapması gerekiyor. Yatırımdan kastım para değil yanlış anlaşılmasın burayı anlamaya çalışması gerekiyor. Biz burayı anlamaya çalışıyoruz. Eskiden televizyon ve radyo varda ve kitle vardı. Şimdi her iki tarafta da milyonlar var. Milyonlarca kişi milyonlarca içerik tüketiyor farklı kaynaklardan. Siz de burada kendi içeriklerinizin ön plana çıkmasını sağlamaya çalışıyorsunuz. TRT olarak buna gayret ediyorduk fakat pandemi dönemi bize tekrar dijital mecraların önemini hatırlattı. Eğitim konusunda da kamu yayıncısı olmanın Türkiye'de önemi bir kez daha ortaya çıktı. Kamu yayıncısı olarak böyle dönemler için hazırlıklıyız. Allah göstermesin ama seferberlik olsun, doğal büyük afetler olsun kamu yayıncısı olarak her zaman görevimizin başındayız. Pandemi döneminde de üç hafta gibi kısa sürede Milli Eğitim Bakanlığı ile beraber TRT EBA kanallarını hayata geçirdik. Benim kullandığım bir laf var, şans fırsatlara hazırlıklı yakalanmaktır diye. Burada da böyle, Milli Eğitim tarafı yıllardır hazırlanıyor EBA TV'leri var. Dijital olarak hazırlanıyorlar. Biz de iç yapımlar olarak bizim ekibimiz buna hazırlıklı. Kendimizi çok 5-6 yıldır çok ilerlettik. İnşallah bundan sonra da devam eder. 


Kaynak : Trthaber.com.tr